Düşünce kayıtları

THOUGHT_LOG / 004 DİJİTAL HAFIZA / 8 DK OKUMA

Windows 95'ten üretken yapay zekâya

Bir bilgisayarla başlayan 27 yıllık kişisel teknoloji tarihi.

1999 depreminden sonra eve gelen bilgisayardan bugünün üretken yapay zekâ sistemlerine uzanan kişisel yolculuğum.

Windows 95'ten üretken yapay zekâya görseli
ZAMAN1999—2026
KATEGORİDİJİTAL HAFIZA
OKUMA8 DK
01

YIKINTIDAN GELEN BİLGİSAYAR

Bilgisayarla ilk tanışmam planlanmış bir hediyeyle olmadı. 1999 Gölcük depreminden sonra yıkılan dükkânımızdan eve gelen, Windows 95 yüklü bir bilgisayarla başladı. O makine benim için yalnızca kasa, ekran ve klavyeden ibaret değildi. Hayatın bir anda değişebildiğini gördüğüm bir dönemde, kuralları öğrenilebilen ve yeniden kurulabilen başka bir dünyanın kapısıydı.

MERAKIN DİLİ. İlk yıllarda internet bugünkü kadar hızlı, bilgi bu kadar erişilebilir değildi. Bir sorunun cevabını bulmak sabır, deneme ve bazen bozup yeniden kurma cesareti isterdi. Bilgisayar bana yalnızca program kullanmayı öğretmedi; bir sistemin nasıl düşündüğünü anlamaya çalışmayı öğretti. Hata mesajları engel değil ipucuydu. Bu yaklaşım, yıllar sonra yöneticilikte ve teknoloji liderliğinde kullandığım problem çözme biçiminin temelini oluşturdu.

KULLANICIDAN ÜRETİCİYE. Zamanla bilgisayar tüketilen bir dünya olmaktan çıktı, üretim alanına dönüştü. Web siteleri, grafik tasarımlar, dijital kartvizitler ve markalar ortaya çıktı. 2020'de ByTekno'yu kurarken arkamda yalnızca teknik bilgi yoktu; insanların dijital dünyada nasıl görünmek, anlaşılmak ve hatırlanmak istediğine dair yılların gözlemi vardı. Teknolojiyle tasarımın birbirinden ayrılmaması gerektiğini burada daha açık gördüm.

1999'daki o bilgisayar bugün teknik ölçülerle bakıldığında son derece sınırlıydı. Fakat benim için sınırları olan bir makineden çok, sınırların nasıl aşılacağını öğreten bir kapıydı. Bir program çalışmadığında hazır bir çözüm videosu yoktu; hata mesajını okumak, kabloları kontrol etmek, yeniden denemek ve bazen sistemi baştan kurmak gerekirdi. Sabırla merakın aynı masada buluştuğu yıllardı. Bilgisayar bana yalnızca yazılım kullanmayı değil, bilinmeyen bir şey karşısında korkmadan kalabilmeyi öğretti. Bugün karmaşık bir yapay zekâ sistemiyle çalışırken duyduğum tanıdık heyecanın kökü hâlâ o odadadır.

Üretken yapay zekâya baktığımda çocukluğumdaki bilgisayardan tamamen başka bir şey görmüyorum. İkisinin ortak noktası, insanın önüne yeni bir ihtimal alanı açması. Fark, bugün makinenin artık yalnızca komutlarımızı uygulamaması; dilimize, fikirlerimize ve üretim biçimimize eşlik etmesi. Bu yakınlık daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Çünkü kullandığımız araç bir süre sonra düşünme ritmimizi de biçimlendiriyor. Geçmişe duyduğum özlem teknolojiyi yavaşlatmak için değil, ilerlerken hangi merakı kaybetmemem gerektiğini hatırlamak için var. Gelecek, geçmişi unutanların değil; ondan yöntem çıkaranların elinde anlam kazanıyor.

02

KURUMSAL ÖLÇEK

Türkiye'nin farklı bölgelerinde ulusal firmalarda yöneticilik yapmak, teknolojinin ekrandan ibaret olmadığını öğretti. Her sistemin arkasında alışkanlıklar, kaygılar, güç ilişkileri ve günlük iş yükü vardır. 2025 itibarıyla Barok Yapı'da CTO görevini üstlenirken taşıdığım en önemli ders buydu: dijital dönüşüm yazılım kurmak değil, insanların daha doğru ve güvenli çalışabileceği bir düzen kurmaktır.

YENİ BAŞLANGIÇ. Bugün üretken yapay zekâ, çocukken karşısına oturduğum o bilgisayardan çok daha güçlü. Yine de bende uyandırdığı duygu tanıdık: henüz sınırlarını bilmediğimiz bir dünyaya bakmak. Yirmi yedi yıl sonra değişmeyen şey teknoloji değil, merak. Bu yüzden yapay zekâyı yolculuğun sonu olarak görmüyorum. Kendi dijital evrenimi yeniden genişletmeye başladığım yeni bir eşik olarak görüyorum.

Yirmi yedi yılda cihazlar küçüldü, bağlantılar hızlandı ve bilgi neredeyse görünmez hâle geldi. Eskiden bir programın kurulumunu beklerken sürecin fiziksel ağırlığını hissederdik; bugün milyonlarca işlem birkaç saniyede tamamlanıyor. Bu hız büyük bir imkân olduğu kadar hafızayı yüzeyselleştiren bir risk de taşıyor. Sonuca kolay ulaştığımızda yol boyunca öğrendiklerimizi daha çabuk unutabiliyoruz. Bu nedenle yeni araçlarla çalışırken eski günlerin kurcalama alışkanlığını korumaya çalışıyorum. Sistemin yalnızca ne yaptığını değil, neden öyle davrandığını anlamak; kullanıcı kalmakla üretici olmak arasındaki farkı hâlâ belirliyor.

Bu yolculuğu düz bir ilerleme hikâyesi olarak görmüyorum. Her yeni teknoloji bir öncekinin bütün sorunlarını çözmedi; yalnızca bazılarını görünmez hâle getirip yenilerini ortaya çıkardı. İnternet bilgiye erişimi özgürleştirirken gürültüyü büyüttü, sosyal ağlar insanları birbirine bağlarken dikkati parçaladı, yapay zekâ üretimi kolaylaştırırken özgünlük ve sorumluluk sorularını ağırlaştırdı. Yine de karamsar değilim. Çünkü aynı yirmi yedi yıl bana teknolojinin kader değil, tasarım olduğunu gösterdi. Onu nasıl kullandığımız, hangi sınırları koyduğumuz ve kimin yararını öncelediğimiz değiştirilebilir kararlar. 1999'daki bilgisayar bana bir kapıyı açmıştı; bugün görevim yalnızca yeni kapılardan geçmek değil, arkamdan gelecek insanlar için o kapıların nereye çıktığını anlaşılır kılmak. Deneyim, yeniliğe direnmek için değil, ona yön verebilmek için değerli.

AYNI FREKANSTA

Okumaya devam et.

YAPAY ZEKÂ / 8 DK OKUMA

Yapay zekâyla çalışmak değil, birlikte düşünmek

Yapay zekâyı cevap üreten bir makine olmaktan çıkarıp düşünceyi sınayan, çoğaltan ve dönüştüren bir ortağa çevirmenin yolları.

YAZIYI AÇ
TEKNOLOJİ LİDERLİĞİ / 7 DK OKUMA

Teknoloji kararlarının estetiği

Sadelik, öncelik ve insan deneyiminin teknoloji liderliğinde karar kalitesini nasıl değiştirdiği üzerine.

YAZIYI AÇ

DOSYA HAKKINDA BİR SİNYAL GÖNDER

iletisim@burakkarakus.com